Anasayfa › Site İçi SEO
Site İçi Seo
Site içi SEO, sayfalarınızın içindeki her şeyi (başlık, metin, görsel, bağlantı) aranan soruya göre düzenleyerek her sayfaya tek ve net bir görev verme çalışmasıdır.
Site İçi SEO Olmadan İyi Bir Sayfa Neden Görünmez Kalır?
Troya yolunda ilerleyen bir sürücü için kavşaktaki levha ne ise, arama motoru için sayfanın başlığı odur: nereye gidildiğini tek bakışta söyler. Levha yanlış yönü gösteriyorsa ya da üzerinde on ayrı yer adı yazıyorsa sürücü yavaşlar, tereddüt eder, belki de yanlış yola sapar. Site içi SEO, sitenizdeki her sayfanın tek bir yeri gösteren okunaklı bir levha taşımasını sağlar. Dokunduğu yerler bellidir: sayfa başlığı, ara başlıklar, metnin kendisi, görsellerin açıklamaları ve sayfalar arasındaki geçişler.
İşin temel kuralı yalındır: bir sayfa, bir konu. Odalarını, kahvaltısını, ulaşım bilgisini ve çevre gezilerini tek sayfaya sığdırmış bir pansiyon sitesi düşünün. “Bozcaada kahvaltı” diye arayan kişiye bu sayfanın gösterilmesi için Google’ın elinde güçlü bir gerekçe yoktur, çünkü sayfa her şeyden biraz söz etmekte, hiçbirini derinlemesine anlatmamaktadır. Konular ayrı sayfalara bölündüğünde her biri kendi aramasında yarışabilir hâle gelir.
Bunun tersi de sık görülür: aynı hizmeti anlatan üç dört sayfa. Yıllar içinde eklenen kampanya sayfaları, eski blog yazıları ve yeni hizmet sayfası aynı kelimeye oynar; arama motoru hangisini öne çıkaracağına karar veremez ve hiçbirini üst sıraya koymaz. Böyle durumlarda sayfaları birleştirir, en güçlü adresi bırakır, ötekileri ona yönlendiririz. Sayfa sayısı azalır, görünürlük artar.
Sayfanın hangi aramaya cevap vereceğini belirlerken yalnızca kelimeye değil, kelimenin arkasındaki niyete bakarız. “Zeytinyağı nasıl saklanır” diye yazan kişi bilgi arar, “soğuk sıkım zeytinyağı fiyat” diye yazan satın almaya yakındır. İlkine ürün sayfasını, ikincisine uzun bir yazıyı göstermek ikisini de kaçırır. Bu yüzden her sayfanın görevini baştan yazarız: bilgi mi verecek, teklif mi alacak, rezervasyona mı götürecek? Görev belli olunca başlık da metin de kendiliğinden netleşir.
Görseller de bu çalışmanın parçasıdır. Menüsünü fotoğraf olarak, fiyat listesini taranmış belge olarak yayımlayan işletmeler az değildir. İnsan gözü bu görseli okur, arama motoru okuyamaz; içindeki “ızgara sardalya” ya da “günlük tekne turu” sözcükleri onun için yoktur. Bu bilgileri metne döker, her görselin altına da içeriğini bir cümleyle tarif eden bir not düşeriz. Böylece sayfada yazan ile sayfada görünen aynı şeyi söyler.
Başlık ve Açıklama Satırları Nasıl Yazılır?
Arama sonuçlarında her site iki satırla temsil edilir: mavi başlık ve altındaki kısa açıklama. Kullanıcı tıklayıp tıklamamaya bu iki satıra bakarak karar verir. Başlığı yazarken üç şeye dikkat ederiz: sayfanın asıl konusu başta yer alır, uzunluk ekranda kesilmeyecek ölçüde tutulur ve sitedeki hiçbir başka sayfayla aynı olmaz. “Anasayfa” ya da yalnızca firma adından oluşan başlıklar bu üç ölçütün hiçbirini karşılamaz.
Açıklama satırı sıralamayı doğrudan belirlemez ama tıklanma oranını belirler; iyi yazılmış bir açıklama, bir alt sıradaki sitenin bir üsttekinden daha çok ziyaret almasını sağlayabilir. Burada vaat değil bilgi veririz: ne sunulduğu, kime sunulduğu, sayfada ne bulunacağı. Telefon numarası, çalışma saatleri ya da “aynı gün teslim” gibi karar verdiren ayrıntılar varsa onlara da yer açarız.
Sayfanın içindeki başlık düzeni de aynı özenle kurulur. Her sayfada bir ana başlık bulunur; ara başlıklar konuyu, okuyanın aklına gelecek sorulara göre böler. İnsanlar ekrandaki metni baştan sona okumaz, başlıklara göz gezdirip aradığı bölüme atlar. Başlıklar soruyu açıkça söylüyorsa hem okuyan aradığını bulur hem arama motoru o bölümün neye cevap verdiğini kavrar. Bazı aramalarda Google doğrudan bu bölümü alıp sonuç sayfasında gösterir.
Sezonu olan işlerde başlık ve açıklamaları yılda birkaç kez gözden geçiririz. Kış ortasında “yaz fırsatları” diye görünen bir sonuç güven vermez; açılış tarihi, güncel fiyat ya da o aya özgü hizmet öne çıkarıldığında tıklanma belirgin biçimde artar. Aynı sayfanın telefonda nasıl göründüğüne de bakarız, çünkü küçük ekranda başlık daha erken kesilir ve en önemli sözcük sona bırakılmışsa hiç okunmaz. Yazdığımız her satırı yayından sonra gerçek arama sonucunda denetleriz.
Metinde anahtar kelimeyi saymakla uğraşmayız; kelimenin geçtiği yerde doğal durmasına bakarız. Aynı ifadeyi her cümleye sıkıştırmak okuyanı da arama motorunu da rahatsız eder. Bunun yerine konunun gerektirdiği bütün ayrıntıları yazarız: bir tur sayfasında kalkış saati, süre, fiyata dâhil olanlar ve iptal koşulu; bir ürün sayfasında gramaj, saklama koşulu ve kargo süresi. Site içi SEO bu anlamda bir süsleme değil, eksik bilgiyi tamamlama işidir.
Sayfalar Birbirine Hangi Mantıkla Bağlanır?
Bir sitede sayfalar ya menüden ya da metnin içindeki bağlantılardan birbirine ulaşır. Bu bağlantılar ziyaretçi için yol, arama motoru için işarettir: bir sayfaya ne kadar çok ve ne kadar anlamlı bağlantı veriliyorsa o sayfa o kadar önemli sayılır. Çoğu sitede bu düzen kendiliğinden oluşmuştur; en çok kazandıran hizmet menünün üçüncü katında kalmış, yıllar önce yazılmış bir duyuru ise her sayfanın altında durmaktadır.
Düzeni kurarken önce sayfaları katlara ayırırız. En üstte anasayfa, onun altında hizmet ya da ürün grupları, en altta tek tek sayfalar ve yazılar bulunur. Ziyaretçi herhangi bir sayfadan en çok üç dokunuşla istediği yere varabilmelidir. Ardından yatay bağları kurarız: birbirini tamamlayan sayfalar, metnin akışı içinde birbirine gönderme yapar. Oda sayfasından ulaşım sayfasına, zeytinyağı ürün sayfasından hasadı anlatan yazıya geçiş bu türdendir.
Bağlantının üzerindeki yazı da önemlidir. “Buraya tıklayın” hiçbir şey anlatmaz; “Gelibolu yarımadası günübirlik tur programı” ise varılacak sayfanın konusunu hem okura hem robota bildirir. Çalışma sırasında hiçbir yerden bağlantı almayan yetim sayfaları da buluruz. Emek verilerek yazılmış ama menüde ve metinlerde anılmamış bir sayfa, arama motorunun gözünde sitenin sahiplenmediği bir sayfadır.
Menü ve sayfa altı bağlantıları da gözden geçirilir. Her sayfada tekrar eden onlarca bağlantı, asıl önemli olanların ağırlığını sulandırır. Menüde yalnızca ziyaretçinin gerçekten aradığı başlıkları bırakır, geri kalanını ilgili sayfaların içine taşırız. Birden fazla ilçeye hizmet veren işletmelerde her bölge için ayrı sayfa açmak cazip görünür; ancak içeriği aynı olup yalnızca yer adı değişen sayfalar fayda yerine zarar getirir. Bölge sayfası açılacaksa o bölgeye özgü bilgiyle yazılmalıdır.
Adres yapısı ve gezinti izi bu düzenin görünen yüzüdür. Kısa, okunaklı ve sayfanın konusunu söyleyen adresler kullanırız; anlamsız rakam ve işaret dizilerinden kaçınırız. Sayfanın üstünde yer alan “Anasayfa › Turlar › Troya” benzeri iz, ziyaretçiye nerede olduğunu gösterir. Birden fazla dilde yayın yapan sitelerde her dilin sayfaları kendi içinde bağlanır; Türkçe sayfadan İngilizce karşılığına geçiş ayrı bir düğmeyle verilir. Site içi SEO çalışmasının en az göze çarpan ama en uzun süre fayda sağlayan bölümü budur.
Değişikliklerin İşe Yaradığı Nereden Anlaşılır?
Çalışmaya başlamadan önce her sayfanın o günkü durumunu kaydederiz: hangi aramalarda görünüyor, ortalama kaçıncı sırada, ayda kaç kez gösteriliyor ve kaç kez tıklanıyor. Bu kayıt olmadan “iyileşti” demek bir kanıdan öteye geçmez. Düzenleme yapılan sayfaları ayrı bir listede tutar, değişikliğin tarihini not ederiz; böylece birkaç hafta sonra gelen artışın ya da düşüşün hangi dokunuştan kaynaklandığı izlenebilir.
İlk değişen gösterge genellikle gösterim sayısıdır: sayfa daha önce çıkmadığı aramalarda görünmeye başlar. Ardından ortalama sıra yukarı kayar, en son tıklama artar. Bu sıra bazen işletme sahibini sabırsızlandırır, çünkü telefon hemen çalmaz. Raporlarımızda üç göstergeyi yan yana veririz; hangi aşamada olduğunuzu ve bir sonraki adımın ne olduğunu açıkça yazarız. Site içi SEO sonuçları genellikle dört ila on iki hafta arasında belirginleşir.
İyi sıralanan sayfalara dokunurken temkinli davranırız. Zaten ilk üçte duran bir sayfanın başlığını kökten değiştirmek kazanılmış yeri riske atar. Böyle sayfalarda küçük adımlarla ilerler, her adımdan sonra sonucu bekleriz. Beklenen etki görülmezse eski hâle dönmek mümkündür, çünkü her değişikliğin öncesi kayıt altındadır. Deneme ile ölçüm birbirini izlemediğinde ne kazanç ne kayıp doğru okunabilir.
Sıralama tek ölçüt değildir; ziyaretçinin sitede nasıl davrandığına da bakarız. Sayfaya gelenlerin ne kadarı telefon numarasına dokunuyor, ne kadarı formu dolduruyor, ne kadarı hiçbir şey yapmadan çıkıyor? Üst sırada olduğu hâlde arama getirmeyen bir sayfa, çoğu zaman aranan soruya cevap vermekte ama bir sonraki adımı göstermemektedir. Böyle sayfalarda metni değil düzeni değiştiririz: numarayı yukarı alır, düğmeyi görünür kılar, gereksiz adımları kaldırırız. Küçük bir yer değişikliği bazen haftalarca beklenen sonucu getirir.
Bu çalışma en çok, içeriği olduğu hâlde karşılığını alamayan sitelerde fark yaratır: yıllardır yayında olan, onlarca sayfası bulunan ama aramalarda yalnızca kendi adıyla çıkan siteler. Yeni kurulan sitelerde ise işi baştan doğru kurmak, sonradan düzeltmekten çok daha ucuzdur. Her iki durumda da site içi SEO tek seferlik bir düzenleme olarak görülmemelidir; yeni hizmet, yeni sezon ya da yeni ürün eklendikçe aynı kurallar yeni sayfalara da uygulanır.
Mevcut metinlerim silinir mi?
Hayır. İşe yarayan metin korunur; eksik kalan bölümler tamamlanır, tekrar eden sayfalar birleştirilir. Yayına girmeden önce her değişikliği size gösteririz.
Adresi değişen sayfanın eski bağlantıları boşa mı çıkar?
Yönlendirme yapılmazsa evet. Adresi değişen her sayfayı yeni adresine kalıcı olarak bağlarız; böylece eski bağlantılar çalışmaya devam eder ve birikmiş değer kaybolmaz.
Yabancı dildeki sayfalarım için de çalışıyor musunuz?
Evet. Her dilin sayfalarını o dilde yapılan aramalara göre düzenler, dil eşleştirme ayarlarını kurarız. Çeviriyi sizin kaynağınız da yapabilir, biz de üstlenebiliriz.
Yapılan düzenlemeleri kendim de izleyebilir miyim?
İzleyebilirsiniz. Değiştirilen sayfaların listesini, eski ve yeni hâlleriyle birlikte paylaşırız. Search Console hesabınızda sonuçları siz de bizimle aynı anda görürsünüz.